Kategori Dünya Tarih 03 Ağustos Yorum 0 Yorum Okuma Süresi 3 dk 20 sn okuma Görüntüleme 8 Görüntüleme
7 soruda Çin ve Tayvan arasındaki krizin tarihçesi

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, Çin’in tüm tehditlerine rağmen Tayvan’a bir ziyaret gerçekleştirdi. Ancak Çin, Tayvan'ı, sonunda yeniden Pekin'in kontrolü altında olacak bir ayrılıkçı eyalet olarak tanımlarken; Tayvan, kendi anayasası ve demokratik olarak seçilmiş liderleriyle kendisini bağımsız bir ülke olarak görüyor. Bu nedenle ABD'li üst düzey bir yetkilinin 25 yılın ardından Tayvan ziyareti, Çin'in öfkesine neden olurken savaş korkularını artırdı. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Tayvan ile "yeniden birleşme" için askeri güç kullanmaktan çekinmeyeceğini söyledi. İşte yedi soruda Çin-Tayvan krizinin tarihçesi ve ABD'nin yıllar içinde değişen tutumu...

Tayvan, Çin’in güneydoğu kıyılarından yaklaşık 160 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Ülke, aynı zamanda ABD dış politikası için çok önemli olan Amerikan bölgelerin bir listesini içeren "birinci ada zinciri" içinde bulunuyor.  Uzmanlar, Çin’in Tayvan'ı ele geçirmesi durumunda Batı Pasifik bölgesinde askeri olarak daha fazla güçleneceğini belirtti. Siyasi analistler aynı zamanda böylelikle Çin’İn  Guam ve Hawaii kadar uzaktaki ABD askeri üslerini tehdit edebileceğini söylüyor. Ancak Çin, daha önce de defalarca niyetinin barışçıl olduğu konusunda ısrar etti.Tayvan ilk olarak 17. yüzyılda Qing hanedanının iktidarda olduğu dönemde Çin’in tam kontrolü altına girdi. Çinliler 1895'te Japonya’ya yenildikten sonra adayı Japonların kontrolüne bıraktı. Ardından Japonya, İkinci Dünya Savaşı'nı kaybettikten sonra 1945'te Çin, adayı tekrar aldı.İlerleyen yıllarda  Çin anakarasında Chiang Kai-shek liderliğindeki milliyetçi hükümet güçleri ile Mao Zedung'un Komünist Partisi arasında bir iç savaş patlak verdi. Komünistler 1949'da iç savaşı kazandı ve Pekin'de kontrolü ele geçirdi. Chiang Kai-shek ve milliyetçi siyasetçilerden geriye kalanlar Tayvan'a kaçtı ve sonraki birkaç on yıl boyunca ülkede hüküm sürdü.Günümüzde Çin, Tayvan'ın aslen bir Çin eyaleti olduğunu savunmak için bu argümanı kullanıyor.  Ancak Tayvanlılar, hiçbir zaman 1911 devriminden sonra kurulan modern Çin devletinin veya 1949'da Mao tarafından kurulan Çin Halk Cumhuriyeti'nin bir parçası olmadıklarını iddia etmek için de aynı tarihe işaret ediyor.Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 2019 yılında yaptığı açıklamada, hiç kimsenin Tayvan’ın “Çin’in bir parçası” olduğu gerçeğini değiştiremeyeceğini söyleyerek,  Pekin’in “yeniden birleşme” için bir seçenek olarak askeri güç kullanımından vazgeçmeyeceğini dile getirmişti.Diğer taraftan, Chiang Kai-shek, Tayvan'a kaçtıktan sonra milliyetçi siyasetçilerden oluşan Kuomintang'ı yönetti. Kuomintang o zamandan beri Tayvan'ın en önde gelen siyasi partilerinden biri oldu tarihinin önemli bir bölümünde adayı yönetti. Diğer taraftan, şu anda sadece Vatikan ile birlikte 13 devlet Tayvan'ı egemen bir ülke olarak tanıyor. Çin, diğer ülkelere Tayvan'ı tanımamaları veya tanıma anlamına gelen herhangi bir şey yapmamaları için önemli derecede diplomatik baskı uyguluyor.Uzmanlar, Çin’in ekonomik bağları güçlendirmek gibi askeri olmayan yollarla "yeniden birleşme" sağlamaya çalışabileceğini belirtiyor, ancak herhangi bir askeri çatışmada, Çin'in silahlı kuvvetleri Tayvan'ınkileri gölgede bırakacağının bariz olduğu görülüyor.Çin, savunmaya ABD dışında herhangi bir ülkeden daha fazla harcama yapıyor ve deniz gücünden füze teknolojisine, uçak ve siber saldırılara kadar çok çeşitli gelişmiş silahları bulunuyor. Açık bir çatışmada, bazı uzmanlar Tayvan'ın en iyi ihtimalle bir Çin saldırısını yavaşlatabileceğini ve dışarıdan yardım beklerken gerilla saldırıları düzenlemeyi hedefleyebileceğini belirtti. Bu yardımın Tayvan'a silah satan ABD'den gelebileceği ifade edildi.Ancak, şimdiye kadar Washington'un "stratejik belirsizlik" politikası, ABD'nin bir saldırı durumunda Tayvan'ı nasıl savunacağı veya nasıl koruyacağı konusunda belirsiz kaldı. Diplomatik olarak, ABD şu anda sadece bir Çin hükümetini  tanıyor ve Tayvan yerine Çin ile resmi bağları olan "Tek Çin" politikasına bağlı kalıyor. Diğer taraftan, geçen  Mayıs ayında ABD başkanı Joe Biden, ABD'nin Tayvan'ı askeri olarak savunup savunmayacağı sorulduğunda "Evet" yanıtını verdi. Ardından Beyaz Saray, Washington'un tutumunu değiştirmediği konusunda ısrar etti.Tayvan ekonomisi dünya için son derece büyük bir önem arz ediyor. Çünkü telefonlardan dizüstü bilgisayarlara, saatlere ve oyun konsollarına kadar dünyanın günlük elektronik ekipmanlarının çoğu, Tayvan'da üretilen bilgisayar çipleri tarafından destekleniyor. Tek bir Tayvanlı şirket Taiwan Semiconductor Manufacturing Company (TSMC)  dünya pazarının yarısından fazlasını kontrol ediyor.Teknoloji ve askeri endüstri için çip üreten şirketin değeri 2021'de 100 milyar dolara ulaştı.  Bu nedenle, başta ABD olmak üzere batılı ülkeler Çin'in Tayvan'ı işgalinin Pekin'e dünyanın en önemli endüstrilerinden biri üzerinde daha fazla kontrol verebileceğinden endişe duyuyor.Çin ve Tayvan arasındaki son gerilimlere rağmen, daha önce yapılan araştırmalar birçok Tayvanlı’nın konuyla ilgili büyük bir endişesi olmadığını gösterdi. Ekim 2021'de Tayvan Kamuoyu Vakfı insanlara sonunda Çin ile savaş olacağını düşünüp düşünmediklerini sordu. Neredeyse üçte ikisi (%64,3) hayır cevabını verdi. Öte yandan, ayrı bir araştırma, Tayvan'daki çoğu insanın kendini Tayvanlı olarak tanımladığını ve belirgin bir şekilde farklı bir kimliğe sahip olduğunu ortaya koydu. 1990'ların başından beri Ulusal Chengchi Üniversitesi tarafından yürütülen anketler, kendilerini Çinli veya hem Çinli hem de Tayvanlı olarak tanımlayanların oranının düştüğünü ve çoğu insanın kendilerini Tayvanlı olarak gördüğünü gösterdi.

Benzer Konular ✨